knock down
A1A2B1B2C1C2
/nɑk daʊn/
/nɒk daʊn/
-
1
(çarparak) yere düşürmek, yere sermek
To hit someone or something so that it falls to the ground.
-
The car knocked him down at the crossing.Araba yaya geçidinde ona çarpıp yere düşürdü.
-
A strong wind knocked down several trees in the park.Sert rüzgâr parktaki birkaç ağacı devirdi.
-
-
2
(binayı) yıkmak
To destroy a building or wall on purpose.
-
They knocked down the old wall to make a bigger kitchen.Daha büyük bir mutfak yapmak için eski duvarı yıktılar.
-
The council plans to knock down the empty factory.Belediye boş fabrikayı yıkmayı planlıyor.
-
-
3
(fiyatı) düşürmek, (fiyatı) kırmak InformalShopping
To reduce a price, or to persuade a seller to lower a price.
-
I managed to knock the seller down to fifty pounds.Satıcıyla pazarlık yapıp fiyatı elli sterline düşürdüm.
-
The shop has knocked down the prices of last year's models.Mağaza geçen yılın modellerinin fiyatlarını düşürdü.
-
Synonyms
Phrases 9
See all- knockv.kapı çalmak, tıklamak
- knockn.tıkırtı, vuruş
- knock around with someonephr.v.biriyle takılmak, biriyle vakit geçirmek
- knock it offidiomkes şunu, bırak artık
- knock offphr.v.paydos etmek, işi bırakmak
- knock on woodidiomtahtaya vur, şeytanın kulağına kurşun
- knock oneself outidiomcanını dişine takmak, kendini paralamak
- knock outphr.v.nakavt etmek, bayıltmak
- knock overphr.v.devirmek, yere düşürmek