knock out
A1A2B1B2C1C2
/nɑk aʊt/
/nɒk aʊt/
-
1
nakavt etmek, bayıltmak Boxing
To make someone unconscious, especially in a fight.
-
He knocked out his opponent.Rakibini nakavt etti.
-
The fall knocked him out for a few seconds.Düşüş onu birkaç saniyeliğine bayılttı.
-
-
2
çok etkilemek, büyülemek Informal
To greatly impress or surprise someone.
-
The view from the top knocked me out.Tepeden görünen manzara beni büyüledi.
-
Her performance really knocked the audience out.Performansı seyircileri gerçekten büyüledi.
-
-
3
elemek, saf dışı bırakmak Sports
To defeat an opponent and so remove that opponent from a competition.
-
Our team was knocked out in the first round.Takımımız ilk turda elendi.
-
They knocked out the champions in the semi-final.Yarı finalde şampiyonu elediler.
-
-
4
devre dışı bırakmak, (elektriği) kesmek
To damage something so that it stops working.
-
The storm knocked out power to thousands of homes.Fırtına binlerce evin elektriğini kesti.
-
A lightning strike knocked out the airport radar for an hour.Bir yıldırım düşmesi havalimanı radarını bir saatliğine devre dışı bıraktı.
-
Phrases 9
See all- knockv.kapı çalmak, tıklamak
- knockn.tıkırtı, vuruş
- knock around with someonephr.v.biriyle takılmak, biriyle vakit geçirmek
- knock downphr.v.(çarparak) yere düşürmek, yere sermek
- knock it offidiomkes şunu, bırak artık
- knock offphr.v.paydos etmek, işi bırakmak
- knock on woodidiomtahtaya vur, şeytanın kulağına kurşun
- knock oneself outidiomcanını dişine takmak, kendini paralamak
- knock overphr.v.devirmek, yere düşürmek