bring down
A1A2B1B2C1C2
/brɪŋ daʊn/
/brɪŋ daʊn/
-
1
aşağı indirmek
To cause something to fall or move downwards.
-
Please bring down the box from the top shelf.Lütfen kutuyu üst raftan aşağı indir.
-
Can you help me bring down the suitcases from the attic?Bavulları tavan arasından indirmeme yardım eder misin?
-
-
2
düşürmek, azaltmak
To reduce the level, amount, or price of something.
-
The government is trying to bring down inflation.Hükümet enflasyonu düşürmeye çalışıyor.
-
The shop brought down its prices to attract more customers.Dükkân daha fazla müşteri çekmek için fiyatlarını düşürdü.
-
-
3
devirmek, (hükümeti) düşürmek Politics
To defeat or overthrow someone or something, especially in a political context.
-
The opposition party aims to bring down the government.Muhalefet partisi hükümeti devirmeyi hedefliyor.
-
Protesters are trying to bring down the corrupt regime.Göstericiler yolsuz rejimi devirmeye çalışıyor.
-
-
4
(uçağı) indirmek Aviation
To land an aircraft, especially in difficult conditions.
-
The pilot brought the plane down safely in an empty field.Pilot uçağı boş bir tarlaya güvenle indirdi.
-
The captain brought the aircraft down smoothly despite the strong crosswind.Kaptan, kuvvetli yan rüzgâra rağmen uçağı yumuşak bir şekilde indirdi.
-
Phrases 42
See all- bring down to earthidiomgerçeklere döndürmek, (birinin) ayaklarını yere bastırmak
- bringv.getirmek, yanında getirmek
- bring a bottlecolloc.davete bir şişe içki götürmek
- bring a lawsuitcolloc.dava açmak
- bring aboutphr.v.yol açmak, sebep olmak
- bring about changecolloc.değişime yol açmak, değişim getirmek
- bring alongphr.v.yanına almak, beraberinde getirmek
- bring aroundphr.v.(birini) ikna etmek, ayıltmak
- bring backphr.v.geri getirmek, iade etmek
- bring back to lifeidiomhayata döndürmek, canlandırmak
- bring evidencecolloc.kanıt sunmak, delil getirmek
- bring forthphr.v.ortaya çıkarmak, üretmek
- bring forwardphr.v.(tarihi) öne almak, erkene almak
- bring homephr.v.(eve para) getirmek, (maaş olarak) kazanmak