bring forward
A1A2B1B2C1C2
/brɪŋ ˈfɔrwərd/
/brɪŋ ˈfɔːwəd/
- 1 (tarihi) öne almak, erkene almak
- 2 (öneri) sunmak, ileri sürmek
Definition (English)
- To move an event or appointment to an earlier date or time.
- To present something for consideration or discussion.
Example Sentences
-
We had to bring the meeting forward by a week.Toplantıyı bir hafta öne almak zorunda kaldık.
-
Can we bring the deadline forward to Friday?Son teslim tarihini cumaya öne alabilir miyiz?
-
She brought forward a new proposal.Yeni bir teklif sundu.
-
The manager brought forward several ideas to cut costs.Müdür maliyetleri düşürmek için birkaç öneri sundu.
Phrases 42
See all- bringv.getirmek, yanında getirmek
- bring a bottlecolloc.davete bir şişe içki götürmek
- bring a lawsuitcolloc.dava açmak
- bring aboutphr.v.yol açmak, sebep olmak
- bring about changecolloc.değişime yol açmak, değişim getirmek
- bring alongphr.v.yanına almak, beraberinde getirmek
- bring aroundphr.v.(birini) ikna etmek, ayıltmak
- bring backphr.v.geri getirmek, iade etmek
- bring back to lifeidiomhayata döndürmek, canlandırmak
- bring downphr.v.aşağı indirmek, düşürmek
- bring down to earthidiomgerçeklere döndürmek, (birinin) ayaklarını yere bastırmak
- bring evidencecolloc.kanıt sunmak, delil getirmek
- bring forthphr.v.ortaya çıkarmak, üretmek
- bring homephr.v.(eve para) getirmek, (maaş olarak) kazanmak