bring about
A1A2B1B2C1C2
/brɪŋ əˈbaʊt/
/brɪŋ əˈbaʊt/
- 1 yol açmak, sebep olmak
Definition (English)
To cause something to happen or exist, often a change.
Example Sentences
-
The new law brought about big changes.Yeni yasa büyük değişikliklere yol açtı.
-
What brought about this decision?Bu karara ne sebep oldu?
Phrases 42
See all- bring about changecolloc.değişime yol açmak, değişim getirmek
- bringv.getirmek, yanında getirmek
- bring a bottlecolloc.davete bir şişe içki götürmek
- bring a lawsuitcolloc.dava açmak
- bring alongphr.v.yanına almak, beraberinde getirmek
- bring aroundphr.v.(birini) ikna etmek, ayıltmak
- bring backphr.v.geri getirmek, iade etmek
- bring back to lifeidiomhayata döndürmek, canlandırmak
- bring downphr.v.aşağı indirmek, düşürmek
- bring down to earthidiomgerçeklere döndürmek, (birinin) ayaklarını yere bastırmak
- bring evidencecolloc.kanıt sunmak, delil getirmek
- bring forthphr.v.ortaya çıkarmak, üretmek
- bring forwardphr.v.(tarihi) öne almak, erkene almak
- bring homephr.v.(eve para) getirmek, (maaş olarak) kazanmak