stand still
A1A2B1B2C1C2
/stænd stɪl/
/stænd stɪl/
- 1 hareketsiz durmak, kıpırdamadan durmak
Definition (English)
To remain in one place without moving at all.
Example Sentences
-
The children had to stand still for the class photo.Çocuklar sınıf fotoğrafı için kıpırdamadan durmak zorundaydı.
-
He stood still while the photographer took his picture.Fotoğrafçı resmini çekerken hareketsiz durdu.
Synonyms
stay stillhold stillremain motionless
Phrases 37
See all- standv.ayakta durmak, dikilmek
- standn.tezgâh, stant
- stand a chanceexpr.şansı olmak, ihtimali olmak
- stand againstphr.v.karşı durmak, karşı çıkmak
- stand byphr.v.(birinin) yanında olmak, (birine) destek olmak
- stand forphr.v.(…-in) kısaltması olmak, anlamına gelmek
- stand inphr.v.(birinin) yerine geçmek, (geçici olarak) vekâlet etmek
- stand on ceremonyidiomteklif tekellüf yapmak, resmiyete önem vermek
- stand on your own two feetidiomkendi ayaklarının üstünde durmak, bağımsız olmak
- stand outphr.v.öne çıkmak, göze çarpmak
- stand out from the crowdidiomkalabalıktan sıyrılmak, göze çarpmak
- stand out in your mindidiomakılda en çok yer etmek
- stand tallidiomdik durmak, başı dik durmak
- stand upphr.v.ayağa kalkmak, (birini) ekmek