stand for
A1A2B1B2C1C2
/stænd fər/
/stænd fə/
-
1
(…-in) kısaltması olmak, anlamına gelmek
To be a short form of a word or name.
-
What does NASA stand for?NASA neyin kısaltması?
-
The letters "km" stand for kilometre."km" harfleri kilometrenin kısaltmasıdır.
-
-
2
temsil etmek, simgelemek
To represent or be a sign of something.
-
The flag stands for freedom.Bayrak özgürlüğü temsil ediyor.
-
On this map, the blue lines stand for rivers.Bu haritada mavi çizgiler nehirleri temsil ediyor.
-
-
3
(bir ilkeyi) savunmak, benimsemek
To support a particular idea or principle.
-
Our company stands for honesty and quality.Şirketimiz dürüstlüğü ve kaliteyi savunur.
-
I don't know what this group really stands for.Bu grubun gerçekte neyi savunduğunu bilmiyorum.
-
-
4
(kötü davranışa) göz yummak, katlanmak Informal
To accept or allow bad behaviour; used mainly in negative sentences.
-
I won't stand for this kind of behaviour in my house.Evimde bu tür davranışlara göz yummam.
-
The manager said she would not stand for any more delays.Müdür daha fazla gecikmeye katlanmayacağını söyledi.
-
Phrases 37
See all- standv.ayakta durmak, dikilmek
- standn.tezgâh, stant
- stand a chanceexpr.şansı olmak, ihtimali olmak
- stand againstphr.v.karşı durmak, karşı çıkmak
- stand byphr.v.(birinin) yanında olmak, (birine) destek olmak
- stand inphr.v.(birinin) yerine geçmek, (geçici olarak) vekâlet etmek
- stand on ceremonyidiomteklif tekellüf yapmak, resmiyete önem vermek
- stand on your own two feetidiomkendi ayaklarının üstünde durmak, bağımsız olmak
- stand outphr.v.öne çıkmak, göze çarpmak
- stand out from the crowdidiomkalabalıktan sıyrılmak, göze çarpmak
- stand out in your mindidiomakılda en çok yer etmek
- stand stillexpr.hareketsiz durmak, kıpırdamadan durmak
- stand tallidiomdik durmak, başı dik durmak
- stand upphr.v.ayağa kalkmak, (birini) ekmek