keep back
A1A2B1B2C1C2
/kip bæk/
/kiːp bæk/
-
1
(bilgiyi) saklamak, gizlemek
To not tell someone everything you know.
-
I felt he was keeping something back from me.Benden bir şey sakladığını hissettim.
-
The police kept back some details of the case.Polis davanın bazı ayrıntılarını gizli tuttu.
-
-
2
uzak durmak, geri durmak
To stay at a distance from something.
-
Please keep back from the edge of the platform.Lütfen peronun kenarından geri durun.
-
The firefighters told everyone to keep back from the burning car.İtfaiyeciler herkese yanan arabadan uzak durmasını söyledi.
-
-
3
(gözyaşlarını) tutmak, bastırmak
To control a feeling and not show it.
-
She kept back her tears during the sad movie.Üzücü film sırasında gözyaşlarını tuttu.
-
He could hardly keep back his anger.Öfkesini zor bastırdı.
-
-
4
ayırmak, bir kenara koymak
To keep part of something so that you can use it later.
-
Keep back some of the sauce to pour over the fish.Balığın üzerine dökmek için sosun bir kısmını ayırın.
-
They kept back ten percent of the money for emergencies.Paranın yüzde onunu acil durumlar için bir kenara koydular.
-
Phrases 51
See all- keepv.(sakin, sessiz vb.) kalmak, (kıpırdamadan vb.) durmak
- keepn.geçim, (yiyecek, barınma) masrafı
- keep a close eye on somethingidiombir şeyi yakından takip etmek, bir şeye göz kulak olmak
- keep a diarycolloc.günlük tutmak
- keep a food diarycolloc.yemek günlüğü tutmak
- keep a journalcolloc.günlük tutmak
- keep a promisecolloc.sözünü tutmak
- keep a recordcolloc.kayıt tutmak
- keep a resolutioncolloc.kararına sadık kalmak, verdiği karardan dönmemek
- keep a secretcolloc.sır tutmak
- keep a tight rein on somethingidiombir şeyin dizginlerini sıkı tutmak, bir şeyi sıkı denetim altında tutmak
- keep alivecolloc.hayatta tutmak, canlı tutmak
- keep an eye onidiomgöz kulak olmak
- keep an open mindidiomaçık fikirli olmak, ön yargısız olmak