hold back
A1A2B1B2C1C2
/hoʊld bæk/
/həʊld bæk/
-
1
(duygusunu) tutmak, kendini tutmak, bastırmak
To stop yourself from showing a feeling or doing something.
-
She held back her tears.Gözyaşlarını tuttu.
-
He wanted to argue, but he held back.Tartışmak istedi ama kendini tuttu.
-
-
2
saklamak, (bilgiyi) vermemek
To not tell all the information you have.
-
Don't hold back the truth.Gerçeği saklama.
-
I think she is holding something back from us.Bence bizden bir şey saklıyor.
-
-
3
geri tutmak, önünü kesmek
To stop someone or something from moving forward or making progress.
-
Police held back the crowd outside the stadium.Polis stadyumun dışındaki kalabalığı geri tuttu.
-
Lack of confidence is holding him back at work.Özgüven eksikliği işte önünü kesiyor.
-
Phrases 53
See all- holdv.tutmak, elinde tutmak
- holdn.tutuş, kavrayış
- hold a grudgeidiomkin tutmak, kin beslemek
- hold a grudge against someoneidiom(birine) kin tutmak, (birine karşı) hınç beslemek
- hold a press conferencecolloc.basın toplantısı düzenlemek
- hold a rallycolloc.miting düzenlemek, gösteri düzenlemek
- hold an opinioncolloc.bir görüşe sahip olmak, bir fikri olmak
- hold downphr.v.basılı tutmak, bastırıp tutmak
- hold for weatherexpr.hava düzelene kadar beklemek, hava nedeniyle beklemek
- hold harmlessidiomsorumluluktan muaf tutmak, zarardan beri kılmak
- hold it togetheridiomkendine hâkim olmak, soğukkanlılığını korumak
- hold item listn.ertelenmiş arıza listesi, ertelenmiş kalemler listesi
- hold moden.irtifa tutma modu, tutma modu
- hold offphr.v.ertelemek, (yağmur) başlamamak