keep
A1A2B1B2C1C2
/kip/
/kiːp/
General
- 1 geçim, (yiyecek, barınma) masrafı uncountable
Definition (English)
The cost of the food, home and other things that a person or an animal needs to live.
Example Sentences
-
He earns his keep by helping on the farm.Çiftlikte yardım ederek geçimini çıkarıyor.
-
The old horse no longer earns its keep.Yaşlı at artık masrafını çıkarmıyor.
GeneralArchitecture
- 1 ana kule, baş kule countable
Definition (English)
The large, strong central tower of an old castle.
Example Sentences
-
The king lived in the castle keep.Kral kalenin ana kulesinde yaşıyordu.
-
Visitors can climb the stairs to the top of the keep.Ziyaretçiler merdivenlerden ana kulenin tepesine çıkabilir.
Phrases 52
See all- keep a close eye on somethingidiombir şeyi yakından takip etmek, bir şeye göz kulak olmak
- keep a diarycolloc.günlük tutmak
- keep a food diarycolloc.yemek günlüğü tutmak
- keep a journalcolloc.günlük tutmak
- keep a promisecolloc.sözünü tutmak
- keep a recordcolloc.kayıt tutmak
- keep a resolutioncolloc.kararına sadık kalmak, verdiği karardan dönmemek
- keep a secretcolloc.sır tutmak
- keep a tight rein on somethingidiombir şeyin dizginlerini sıkı tutmak, bir şeyi sıkı denetim altında tutmak
- keep alivecolloc.hayatta tutmak, canlı tutmak
- keep an eye onidiomgöz kulak olmak
- keep an open mindidiomaçık fikirli olmak, ön yargısız olmak
- keep at itexpr.pes etmeden devam etmek, (bir işi) sürdürmek
- keep awayphr.v.uzak durmak, uzak tutmak