come
-
1
gelmek
To move or travel towards the speaker or towards the place being talked about.
-
Come here and look at this!Buraya gel de şuna bak!
-
Please come to my house tomorrow evening.Lütfen yarın akşam evime gel.
-
-
2
varmak, ulaşmak
To arrive at a place, or to be delivered.
-
What time did you come home last night?Dün gece eve saat kaçta vardın?
-
Has the post come yet this morning?Bu sabah posta geldi mi?
-
-
3
(birlikte) gelmek, katılmak
To go somewhere with the speaker, or to join someone at an event.
-
Are you coming to the party on Saturday?Cumartesi partiye geliyor musun?
-
We're going to the beach. Do you want to come?Plaja gidiyoruz. Sen de gelmek ister misin?
-
-
4
ziyarete gelmek, uğramak
To visit a person or a place.
-
My parents are coming for dinner on Friday.Annemle babam cuma günü yemeğe geliyor.
-
Come and see us when you're in Ankara.Ankara'ya yolun düşerse bize uğra.
-
-
5
(birini/bir şeyi) almaya gelmek
To arrive in order to take someone or something away.
-
I'll come for you at eight, so be ready.Saat sekizde seni almaya geleceğim, hazır ol.
-
Has anyone come for the parcel yet?Paketi almaya gelen oldu mu?
-
-
6
(zamanı) gelmek, gelip çatmak
To happen, or to arrive as a time or an event.
-
The time has come to make a decision.Karar verme zamanı geldi.
-
The exams are coming, and I haven't studied at all.Sınavlar gelip çattı ve ben hiç çalışmadım.
-
-
7
(-e kadar) gelmek, (bir sonuca) varmak
To reach a particular level, point or state.
-
The water came up to my knees.Su dizlerime kadar geldi.
-
After a long talk, we came to a decision.Uzun bir konuşmadan sonra bir karara vardık.
-
-
8
(sırada) gelmek, (birinci vb.) olmak
To have a particular position in an order, a race or a list of importance.
-
She came first in the 100 metres race.100 metre yarışında birinci oldu.
-
For me, my family always comes first.Benim için her zaman önce ailem gelir.
-
-
9
(renk, boy vb. olarak) bulunmak, (-le birlikte) satılmak
To be available or sold in a particular form, size or colour.
-
This T-shirt comes in five different colours.Bu tişört beş farklı renkte bulunuyor.
-
The phone comes with a free case.Telefon ücretsiz bir kılıfla birlikte satılıyor.
-
-
10
(bir yerden) gelmek, (-den) kaynaklanmak, (bir yerin) yerlisi olmak
To be from a particular place, family or source.
-
Where do you come from? – I come from Trabzon.Nerelisin? – Trabzonluyum.
-
Most of our electricity comes from wind and sun.Elektriğimizin çoğu rüzgârdan ve güneşten geliyor.
-
-
11
zamanla (-meye) başlamak
To begin to feel, know or believe something after some time.
-
At first I hated the city, but I came to love it.Önce şehirden nefret ettim ama zamanla sevmeye başladım.
-
Over the years, she came to trust him completely.Yıllar içinde ona tamamen güvenmeye başladı.
-
-
12
(bir hâle) gelmek, (gerçek vb.) olmak
To move into a particular position or state, such as loose, open or true.
-
My shoelace has come undone again.Ayakkabı bağcığım yine çözüldü.
-
I hope all your dreams come true.Umarım bütün hayallerin gerçek olur.
-
-
13
(aklına) gelmek
To appear in someone's mind.
-
The idea came to me while I was in the shower.Bu fikir duş alırken aklıma geldi.
-
His name will come to me in a minute.Adı birazdan aklıma gelir.
-
-
14
(yol) almak, ilerleme kaydetmek
To have travelled a particular distance, or to have made a particular amount of progress.
-
We've come fifty kilometres since breakfast.Kahvaltıdan beri elli kilometre yol aldık.
-
Medicine has come a long way in the last century.Tıp son yüzyılda büyük ilerleme kaydetti.
-
-
15
(birine) kolay gelmek, (birinin) doğasında olmak
To be easy or natural for someone, used with 'easily' or 'naturally'.
-
Learning languages has always come easily to her.Dil öğrenmek ona her zaman kolay gelmiştir.
-
Being patient doesn't come naturally to me.Sabırlı olmak benim doğamda yok.
-
Verb Forms Irregular A-B-A · Participle, base ile aynı
No ‑ed✗comed ✓came
Bu fiil düzensizdir: -ed kuralı uygulanmaz, past ve participle biçimleri ezberlenir.
- Pastcome → cameSesli harf değişir: o → a.
- Participlecome → comeParticiple, base ile aynıdır.
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 54
See all- come aboutphr.v.meydana gelmek, oluşmak
- come acrossphr.v.rastlamak, tesadüfen bulmak
- come across as somethingphr.v.... izlenimi vermek, ... gibi görünmek
- come againexpr.efendim?, bir daha söyler misin?
- come aheadexpr.öne doğru gel, ilerle
- come aheadphr.v.ilerlemek, öne doğru gelmek
- come alongphr.v.birlikte gelmek, eşlik etmek
- come and go as you pleaseexpr.istediği zaman gelip gitmek
- come apartphr.v.parçalara ayrılmak, dağılmak
- come aroundphr.v.uğramak, fikrini değiştirmek
- come backphr.v.geri gelmek, dönmek
- come betweenphr.v.(iki kişinin) arasına girmek, aralarını açmak
- come byphr.v.uğramak, elde etmek
- come cleanidiomitiraf etmek, gerçeği söylemek