come along
A1A2B1B2C1C2
/kʌm əˈlɔŋ/
/kʌm əˈlɒŋ/
-
1
birlikte gelmek, eşlik etmek
To go somewhere with someone.
-
Why don't you come along with us to the beach?Neden bizimle sahile gelmiyorsun?
-
She decided to come along to the party.O da partiye gelmeye karar verdi.
-
-
2
ilerlemek, gelişmek
To make progress or develop.
-
How's the project coming along?Proje nasıl ilerliyor?
-
Your English is coming along nicely.İngilizcen güzel ilerliyor.
-
-
3
çıkagelmek, karşına çıkmak
To arrive or appear, often by chance.
-
Let's wait for the next bus to come along.Bir sonraki otobüsün gelmesini bekleyelim.
-
A good opportunity like this doesn't come along often.Böyle iyi bir fırsat sık sık karşına çıkmaz.
-
Phrases 54
See all- comev.gelmek, varmak
- come aboutphr.v.meydana gelmek, oluşmak
- come acrossphr.v.rastlamak, tesadüfen bulmak
- come across as somethingphr.v.... izlenimi vermek, ... gibi görünmek
- come againexpr.efendim?, bir daha söyler misin?
- come aheadexpr.öne doğru gel, ilerle
- come aheadphr.v.ilerlemek, öne doğru gelmek
- come and go as you pleaseexpr.istediği zaman gelip gitmek
- come apartphr.v.parçalara ayrılmak, dağılmak
- come aroundphr.v.uğramak, fikrini değiştirmek
- come backphr.v.geri gelmek, dönmek
- come betweenphr.v.(iki kişinin) arasına girmek, aralarını açmak
- come byphr.v.uğramak, elde etmek
- come cleanidiomitiraf etmek, gerçeği söylemek