bring upon
A1A2B1B2C1C2
/brɪŋ əˈpɑn/
/brɪŋ əˈpɒn/
- 1 (birinin) başına getirmek, başına açmak
Definition (English)
To cause something bad to happen to oneself, often through one's own actions.
Example Sentences
-
He brought his troubles upon himself.Başına gelen sorunlara kendisi sebep oldu.
-
She brought the disaster upon the village.Felaketi köyün başına o getirdi.
Synonyms
Phrases 42
See all- bringv.getirmek, yanında getirmek
- bring a bottlecolloc.davete bir şişe içki götürmek
- bring a lawsuitcolloc.dava açmak
- bring aboutphr.v.yol açmak, sebep olmak
- bring about changecolloc.değişime yol açmak, değişim getirmek
- bring alongphr.v.yanına almak, beraberinde getirmek
- bring aroundphr.v.(birini) ikna etmek, ayıltmak
- bring backphr.v.geri getirmek, iade etmek
- bring back to lifeidiomhayata döndürmek, canlandırmak
- bring downphr.v.aşağı indirmek, düşürmek
- bring down to earthidiomgerçeklere döndürmek, (birinin) ayaklarını yere bastırmak
- bring evidencecolloc.kanıt sunmak, delil getirmek
- bring forthphr.v.ortaya çıkarmak, üretmek
- bring forwardphr.v.(tarihi) öne almak, erkene almak