bring on
A1A2B1B2C1C2
/brɪŋ ɑn/
/brɪŋ ɒn/
- 1 yol açmak, tetiklemek, neden olmak
Definition (English)
To cause something, often something unpleasant or difficult, to start or happen.
Example Sentences
-
Stress can bring on a headache.Stres baş ağrısı tetikleyebilir.
-
What brought this on?Buna ne sebep oldu?
Phrases 42
See all- bringv.getirmek, yanında getirmek
- bring a bottlecolloc.davete bir şişe içki götürmek
- bring a lawsuitcolloc.dava açmak
- bring aboutphr.v.yol açmak, sebep olmak
- bring about changecolloc.değişime yol açmak, değişim getirmek
- bring alongphr.v.yanına almak, beraberinde getirmek
- bring aroundphr.v.(birini) ikna etmek, ayıltmak
- bring backphr.v.geri getirmek, iade etmek
- bring back to lifeidiomhayata döndürmek, canlandırmak
- bring downphr.v.aşağı indirmek, düşürmek
- bring down to earthidiomgerçeklere döndürmek, (birinin) ayaklarını yere bastırmak
- bring evidencecolloc.kanıt sunmak, delil getirmek
- bring forthphr.v.ortaya çıkarmak, üretmek
- bring forwardphr.v.(tarihi) öne almak, erkene almak