in due course
A1A2B1B2C1C2
/ɪn du kɔrs/
/ɪn djuː kɔːs/
Formal
- 1 zamanı gelince, sırası gelince
Definition (English)
At the right time, usually after some time has passed.
Example Sentences
-
You'll be informed in due course.Zamanı gelince size bilgi verilecek.
-
In due course, the truth will come out.Sırası gelince gerçek ortaya çıkacak.
-
The results will be published in due course.Sonuçlar zamanı gelince yayımlanacak.
Synonyms
Phrases 12
See all- dueadj.beklenen, planlanan
- duen.aidat, üyelik ücreti
- dueadv.tam (kuzeye, güneye…), dosdoğru
- due daten.son teslim tarihi, son ödeme tarihi
- due diligencen.durum tespiti, gerekli özen
- due processn.adil yargılanma hakkı, usulüne uygun yargılama
- due toprep.nedeniyle, yüzünden
- customer due diligencen.müşteri durum tespiti, müşteriyi tanıma
- enhanced due diligencen.sıkılaştırılmış durum tespiti, geliştirilmiş durum tespiti
- give credit where credit is dueidiomhakkını teslim etmek, hak edene hakkını vermek
- in due timeexpr.vakti gelince, zamanı gelince
- with all due respectexpr.kusura bakmayın ama, tüm saygımla