due
A1A2B1B2C1C2
/du/
/djuː/
- 1 tam (kuzeye, güneye…), dosdoğru
Definition (English)
Exactly in a particular direction, used before 'north', 'south', 'east' and 'west'.
Example Sentences
-
The village lies due north of the lake.Köy gölün tam kuzeyinde yer alıyor.
-
The pilot turned due east to avoid the storm.Pilot fırtınadan kaçınmak için tam doğuya döndü.
Phrases 12
See all- due daten.son teslim tarihi, son ödeme tarihi
- due diligencen.durum tespiti, gerekli özen
- due processn.adil yargılanma hakkı, usulüne uygun yargılama
- due toprep.nedeniyle, yüzünden
- dueadj.beklenen, planlanan
- duen.aidat, üyelik ücreti
- customer due diligencen.müşteri durum tespiti, müşteriyi tanıma
- enhanced due diligencen.sıkılaştırılmış durum tespiti, geliştirilmiş durum tespiti
- give credit where credit is dueidiomhakkını teslim etmek, hak edene hakkını vermek
- in due courseexpr.zamanı gelince, sırası gelince
- in due timeexpr.vakti gelince, zamanı gelince
- with all due respectexpr.kusura bakmayın ama, tüm saygımla