due
A1A2B1B2C1C2
/du/
/djuː/
- 1 aidat, üyelik ücreti countable
- 2 hak, hakkını verme uncountable
Definition (English)
- Money paid regularly to be a member of a club, a union or another organization.
- What a person deserves, especially fair praise, used in 'give someone his or her due'.
Example Sentences
-
Members pay their dues at the start of each year.Üyeler aidatlarını her yılın başında öder.
-
Have you paid your union dues this month?Bu ay sendika aidatını ödedin mi?
-
To give him his due, he worked very hard on the project.Hakkını vermek lazım, projede çok sıkı çalıştı.
-
She never got her due as a writer while she was alive.Yaşarken bir yazar olarak hak ettiği değeri hiç görmedi.
Synonyms
Collocations
Phrases 12
See all- due daten.son teslim tarihi, son ödeme tarihi
- due diligencen.durum tespiti, gerekli özen
- due processn.adil yargılanma hakkı, usulüne uygun yargılama
- due toprep.nedeniyle, yüzünden
- dueadj.beklenen, planlanan
- dueadv.tam (kuzeye, güneye…), dosdoğru
- customer due diligencen.müşteri durum tespiti, müşteriyi tanıma
- enhanced due diligencen.sıkılaştırılmış durum tespiti, geliştirilmiş durum tespiti
- give credit where credit is dueidiomhakkını teslim etmek, hak edene hakkını vermek
- in due courseexpr.zamanı gelince, sırası gelince
- in due timeexpr.vakti gelince, zamanı gelince
- with all due respectexpr.kusura bakmayın ama, tüm saygımla