bring together
A1A2B1B2C1C2
/brɪŋ təˈgɛðər/
/brɪŋ təˈgɛðə/
- 1 bir araya getirmek
- 2 kaynaştırmak, birbirine yakınlaştırmak
Definition (English)
- To cause people or things to be together in one place.
- To make people feel closer or more united.
Example Sentences
-
The festival brings people together from all over the world.Festival dünyanın her yerinden insanları bir araya getirir.
-
Let's bring the chairs together to form a circle.Sandalyeleri bir araya getirip halka yapalım.
-
Sharing a hobby can bring people together.Bir hobiyi paylaşmak insanları kaynaştırabilir.
-
The difficult winter brought the whole village together.Zorlu kış bütün köyü birbirine yakınlaştırdı.
Phrases 42
See all- bringv.getirmek, yanında getirmek
- bring a bottlecolloc.davete bir şişe içki götürmek
- bring a lawsuitcolloc.dava açmak
- bring aboutphr.v.yol açmak, sebep olmak
- bring about changecolloc.değişime yol açmak, değişim getirmek
- bring alongphr.v.yanına almak, beraberinde getirmek
- bring aroundphr.v.(birini) ikna etmek, ayıltmak
- bring backphr.v.geri getirmek, iade etmek
- bring back to lifeidiomhayata döndürmek, canlandırmak
- bring downphr.v.aşağı indirmek, düşürmek
- bring down to earthidiomgerçeklere döndürmek, (birinin) ayaklarını yere bastırmak
- bring evidencecolloc.kanıt sunmak, delil getirmek
- bring forthphr.v.ortaya çıkarmak, üretmek
- bring forwardphr.v.(tarihi) öne almak, erkene almak