bring round
A1A2B1B2C1C2
/brɪŋ raʊnd/
/brɪŋ raʊnd/
-
1
(birini) ikna etmek
To persuade someone to change their opinion or agree with you.
-
I hope I can bring him round to my way of thinking.Umarım onu benim düşünce tarzıma ikna edebilirim.
-
She didn't like the plan, but we soon brought her round.Plandan hoşlanmadı ama onu kısa sürede ikna ettik.
-
-
2
ayıltmak, kendine getirmek
To make someone conscious again after fainting.
-
They brought him round with smelling salts.Onu kokulu tuzlarla ayılttılar.
-
A splash of cold water brought her round.Biraz soğuk su onu kendine getirdi.
-
-
3
(birinin evine) getirmek
To bring someone or something to a person's home.
-
I will bring round the documents for you to sign.Senin imzalaman için belgeleri getireceğim.
-
Can you bring round your friend for dinner tonight?Bu akşam yemeğe arkadaşını getirebilir misin?
-
Phrases 42
See all- bringv.getirmek, yanında getirmek
- bring a bottlecolloc.davete bir şişe içki götürmek
- bring a lawsuitcolloc.dava açmak
- bring aboutphr.v.yol açmak, sebep olmak
- bring about changecolloc.değişime yol açmak, değişim getirmek
- bring alongphr.v.yanına almak, beraberinde getirmek
- bring aroundphr.v.(birini) ikna etmek, ayıltmak
- bring backphr.v.geri getirmek, iade etmek
- bring back to lifeidiomhayata döndürmek, canlandırmak
- bring downphr.v.aşağı indirmek, düşürmek
- bring down to earthidiomgerçeklere döndürmek, (birinin) ayaklarını yere bastırmak
- bring evidencecolloc.kanıt sunmak, delil getirmek
- bring forthphr.v.ortaya çıkarmak, üretmek
- bring forwardphr.v.(tarihi) öne almak, erkene almak