walk-on
A1A2B1B2C1C2
/wɔk ɑn/
/wɔːk ɒn/
GeneralSports
- 1 bursuz sporcu, bursuz oyuncu countable
Definition (English)
A college athlete who joins a team without being offered a sports scholarship.
Example Sentences
-
He joined the team as a walk-on.Takıma bursuz oyuncu olarak katıldı.
-
She started as a walk-on and later earned a full scholarship.Bursuz oyuncu olarak başladı, sonra tam burs kazandı.
GeneralTheatre
- 1 küçük rol, figüranlık countable
Definition (English)
A very small part in a play or film, often with no lines to speak.
Example Sentences
-
The singer had a walk-on in the final episode.Şarkıcı son bölümde küçük bir rolde göründü.
-
Her first job in the theatre was a walk-on with no lines.Tiyatrodaki ilk işi, hiç repliği olmayan bir figüranlıktı.
Collocations
walk-on partwalk-on rolejoin as a walk-on
Phrases 33
See all- walk-on musicn.sahneye çıkış müziği, giriş müziği
- walkv.yürümek
- walkn.yürüyüş, gezinti
- walk a mile in someone's shoesidiombirinin yerine kendini koymak, birinin durumunu anlamaya çalışmak
- walk alongphr.v.boyunca yürümek
- walk aroundphr.v.etrafta dolaşmak, gezinmek
- walk awayphr.v.uzaklaşmak, çekip gitmek
- walk byphr.v.yanından geçmek
- walk downphr.v.yürüyerek aşağı inmek, (merdivenden) inmek
- walk down the aisleidiomevlenmek, nikâh masasına oturmak
- walk inphr.v.içeri girmek, randevusuz gelmek
- walk in onphr.v.habersizce içeri girmek, (birini bir şey yaparken) yakalamak
- walk on eggshellsidiomayağını denk almak, lafını tartarak konuşmak
- walk outphr.v.(öfkeyle) çekip gitmek, bırakıp çıkmak