walk in
A1A2B1B2C1C2
/wɔk ɪn/
/wɔːk ɪn/
- 1 içeri girmek
- 2 randevusuz gelmek, habersiz gelmek
Definition (English)
- To enter a place by walking.
- To arrive somewhere, such as a clinic or salon, without an appointment.
Example Sentences
-
She walked in and sat down next to me.İçeri girdi ve yanıma oturdu.
-
He walked in unexpectedly.Beklenmedik şekilde içeri girdi.
-
You can walk in without an appointment on Tuesdays.Salı günleri randevusuz gelebilirsiniz.
-
Most patients at this clinic simply walk in.Bu klinikteki hastaların çoğu randevusuz gelir.
Phrases 33
See all- walk in onphr.v.habersizce içeri girmek, (birini bir şey yaparken) yakalamak
- walkv.yürümek
- walkn.yürüyüş, gezinti
- walk a mile in someone's shoesidiombirinin yerine kendini koymak, birinin durumunu anlamaya çalışmak
- walk alongphr.v.boyunca yürümek
- walk aroundphr.v.etrafta dolaşmak, gezinmek
- walk awayphr.v.uzaklaşmak, çekip gitmek
- walk byphr.v.yanından geçmek
- walk downphr.v.yürüyerek aşağı inmek, (merdivenden) inmek
- walk down the aisleidiomevlenmek, nikâh masasına oturmak
- walk on eggshellsidiomayağını denk almak, lafını tartarak konuşmak
- walk outphr.v.(öfkeyle) çekip gitmek, bırakıp çıkmak
- walk pastphr.v.yanından geçmek, önünden geçmek
- walk the dogcolloc.köpeği gezdirmek