walk-in
A1A2B1B2C1C2
/wɔk ɪn/
/wɔːk ɪn/
- 1 randevusuz, randevu gerektirmeyen
- 2 içine girilebilen
Definition (English)
- Open to people who come without an appointment.
- Large enough for a person to walk inside.
Example Sentences
-
The walk-in clinic is open until eight in the evening.Randevusuz hasta kabul eden klinik akşam sekize kadar açık.
-
We offer walk-in services for quick repairs.Hızlı onarımlar için randevusuz hizmetler sunuyoruz.
-
Their new bedroom has a huge walk-in closet.Yeni yatak odalarında içine girilebilen kocaman bir giysi dolabı var.
-
The restaurant keeps its vegetables in a walk-in fridge.Restoran sebzelerini içine girilebilen bir soğuk odada saklar.
Synonyms
drop-in
Collocations
Phrases 33
See all- walk-in clinicn.randevusuz klinik
- walkv.yürümek
- walkn.yürüyüş, gezinti
- walk a mile in someone's shoesidiombirinin yerine kendini koymak, birinin durumunu anlamaya çalışmak
- walk alongphr.v.boyunca yürümek
- walk aroundphr.v.etrafta dolaşmak, gezinmek
- walk awayphr.v.uzaklaşmak, çekip gitmek
- walk byphr.v.yanından geçmek
- walk downphr.v.yürüyerek aşağı inmek, (merdivenden) inmek
- walk down the aisleidiomevlenmek, nikâh masasına oturmak
- walk inphr.v.içeri girmek, randevusuz gelmek
- walk in onphr.v.habersizce içeri girmek, (birini bir şey yaparken) yakalamak
- walk on eggshellsidiomayağını denk almak, lafını tartarak konuşmak
- walk outphr.v.(öfkeyle) çekip gitmek, bırakıp çıkmak