talk
-
1
konuşmak, sohbet etmek
To say things to someone in order to share ideas, news or feelings.
-
Can we talk for a minute? It's important.Bir dakika konuşabilir miyiz? Önemli.
-
We talked for hours about our plans for the summer.Yaz planlarımız hakkında saatlerce konuştuk.
-
-
2
(bir şeyden) bahsetmek, (bir konuyu) konuşmak
To discuss a particular subject or mention it.
-
What are you two talking about?Siz ikiniz neden bahsediyorsunuz?
-
Let's not talk business during dinner.Akşam yemeğinde iş konuşmayalım.
-
-
3
görüşmek, müzakere etmek
To have formal discussions in order to reach an agreement.
-
The two companies are talking about a possible merger.İki şirket olası bir birleşme konusunda görüşüyor.
-
Managers and union leaders will talk again next week.Yöneticiler ve sendika temsilcileri gelecek hafta yeniden görüşecek.
-
-
4
konuşabilmek, konuşmaya başlamak
To be able to use words and speak.
-
Our son started talking just before his first birthday.Oğlumuz ilk doğum gününden hemen önce konuşmaya başladı.
-
Some parrots can learn to talk.Bazı papağanlar konuşmayı öğrenebilir.
-
-
5
konuşma yapmak, sunum yapmak
To give a speech or lecture to a group of people about a subject.
-
The author will talk about her new book at the library.Yazar, kütüphanede yeni kitabı hakkında bir konuşma yapacak.
-
Next week a pilot is coming to talk to the class.Gelecek hafta sınıfa konuşma yapmak için bir pilot geliyor.
-
-
6
dedikodu yapmak, laf etmek
To discuss other people's private lives, often in an unkind way.
-
If you keep meeting him, people will talk.Onunla buluşmaya devam edersen insanlar laf eder.
-
The whole village was talking about the sudden wedding.Bütün köy o ani düğün hakkında dedikodu yapıyordu.
-
-
7
(sorguda) konuşmak, bildiklerini anlatmak
To give someone secret information, especially when forced to.
-
The prisoner refused to talk, even after hours of questioning.Mahkûm saatlerce sorgulanmasına rağmen ağzını açmadı.
-
If he talks, the police will know everything.Eğer konuşursa polis her şeyi öğrenir.
-
-
8
söz konusu olmak Informal
Used as 'be talking (about)' to stress how big or serious something is.
-
This repair won't be cheap; we're talking thousands.Bu tamir ucuz olmayacak; binlerce liradan söz ediyoruz.
-
We're talking about a five-hour delay here, not ten minutes.Burada on dakikadan değil, beş saatlik bir rötardan söz ediyoruz.
-
Verb Forms Regular
Add ‑edtalk → talked
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Fiil sert (ötümsüz) bir ünsüzle, /k/ sesiyle bittiği için -ed /t/ okunur; yeni hece eklenmez. talked /tɔkt/
Synonyms
Collocations
Phrases 19
See all- talk backphr.v.(büyüğüne) karşılık vermek, dikleşmek
- talk downphr.v.(birine) tepeden bakarak konuşmak, küçümseyerek konuşmak
- talk intophr.v.(bir şey yapmaya) ikna etmek, razı etmek
- talk out ofphr.v.caydırmak, vazgeçirmek
- talk overphr.v.(bir konuyu) konuşmak, görüşmek
- talk shopidiomiş dışında iş konuşmak
- talk shown.sohbet programı, talk show
- talk the talkidiomkonuşmasını bilmek, doğru şeyleri söylemek
- talk therapyn.psikoterapi, konuşma temelli terapi
- talk things overexpr.enine boyuna konuşmak, konuşup anlaşmak
- talk throughphr.v.(birine) adım adım anlatmak, ayrıntılı konuşmak
- talkn.konuşma, sohbet
- dharma talkn.dharma sohbeti
- have a talkcolloc.konuşmak, görüşmek