still
A1A2B1B2C1C2
/stɪl/
/stɪl/
-
1
hâlâ
Continuing until now, or until a particular time in the past.
-
I still have my favourite toy from childhood.Çocukluğumdan kalma en sevdiğim oyuncak hâlâ bende.
-
Are you still living in the same flat?Hâlâ aynı dairede mi oturuyorsun?
-
-
2
yine de, buna rağmen
Despite what has just been said; even so.
-
It was raining, but she still went for a walk.Yağmur yağıyordu ama o yine de yürüyüşe çıktı.
-
The hotel was expensive. Still, the view was worth it.Otel pahalıydı. Yine de manzara buna değerdi.
-
-
3
daha, henüz
Used to say that something remains to be done or will happen later.
-
We still have ten minutes before the train leaves.Trenin kalkmasına daha on dakikamız var.
-
The best part of the show is still to come.Gösterinin en iyi bölümü henüz gelmedi.
-
-
4
daha da
Used with a comparative to make it stronger.
-
The second exam was harder still.İkinci sınav daha da zordu.
-
Prices are expected to rise still further next year.Fiyatların gelecek yıl daha da artması bekleniyor.
-
Synonyms
Antonyms
no longernot any more
Collocations
still waitingstill alivestill havestill to comebetter stillworse stillstill further
Phrases 13
See all- still air boxn.durgun hava kutusu
- still lifen.natürmort
- still watern.gazsız su, sade su
- still watern.gazsız su, sade su
- stilladj.hareketsiz, kıpırtısız
- stilln.film karesi, sabit görüntü
- stillv.dinmek, durulmak
- column stilln.kolon tipi imbik, sürekli damıtma kolonu
- pot stilln.geleneksel imbik, bakır imbik
- sit stillexpr.kıpırdamadan oturmak, hareketsiz oturmak
- solar stilln.güneş imbiği, güneş enerjili damıtıcı
- stand stillexpr.hareketsiz durmak, kıpırdamadan durmak
- still-lifen.natürmort