still
A1A2B1B2C1C2
/stɪl/
/stɪl/
Literary
- 1 dinmek, durulmak, sakinleşmek
- 2 yatıştırmak, dindirmek, (korkuyu, şüpheyi) gidermek
Definition (English)
- To become calm and quiet, or to stop moving.
- To make someone or something calm and quiet, or to make a feeling such as fear go away.
Example Sentences
-
The wind stilled and the sea became calm.Rüzgâr dindi ve deniz durgunlaştı.
-
The room stilled as the music began.Müzik başlayınca oda sessizliğe büründü.
-
She held the baby close to still its cries.Ağlamasını dindirmek için bebeği bağrına bastı.
-
His calm words did little to still our fears.Sakin sözleri korkularımızı yatıştırmaya pek yetmedi.
Verb Forms Regular
Base
still
/stɪl/
Past
stilled
/stɪld/
Participle
stilled
/stɪld/
Spelling rule
Add ‑edstill → stilled
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /l/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. stilled /stɪld/
Synonyms
Antonyms
Collocations
the wind stilledstill someone's fearsstill the voicesstill your mind
Phrases 13
See all- still air boxn.durgun hava kutusu
- still lifen.natürmort
- still watern.gazsız su, sade su
- still watern.gazsız su, sade su
- stilladv.hâlâ, yine de
- stilladj.hareketsiz, kıpırtısız
- stilln.film karesi, sabit görüntü
- column stilln.kolon tipi imbik, sürekli damıtma kolonu
- pot stilln.geleneksel imbik, bakır imbik
- sit stillexpr.kıpırdamadan oturmak, hareketsiz oturmak
- solar stilln.güneş imbiği, güneş enerjili damıtıcı
- stand stillexpr.hareketsiz durmak, kıpırdamadan durmak
- still-lifen.natürmort