run-down
A1A2B1B2C1C2
/rʌn daʊn/
/rʌn daʊn/
General
- 1 bakımsız, harap
Definition (English)
In very bad condition because nobody has looked after it.
Example Sentences
-
The old house looked run-down and neglected.Eski ev bakımsız ve ihmal edilmiş görünüyordu.
-
They bought a run-down hotel and spent a year repairing it.Bakımsız bir otel satın alıp onu onarmak için bir yıl harcadılar.
Informal
- 1 halsiz, bitkin
Definition (English)
Tired and slightly ill, especially after working too hard.
Example Sentences
-
I feel run-down and need a rest.Kendimi halsiz hissediyorum ve dinlenmeye ihtiyacım var.
-
Working long hours all winter left her feeling run-down.Bütün kış uzun saatler çalışmak onu bitkin düşürdü.
Synonyms
Antonyms
well-kept
Collocations
Phrases 60
See all- run-down areacolloc.bakımsız semt, köhneleşmiş semt
- runn.koşu, seri
- runv.koşmak, işletmek
- run a businesscolloc.(bir işletmeyi) yönetmek, iş yürütmek
- run a checkcolloc.kontrol etmek, sorgulamak
- run a feature on somethingcolloc.bir konuda özel dosya yayımlamak
- run a fevercolloc.ateşi olmak, ateşlenmek
- run a marathoncolloc.maraton koşmak
- run a riskcolloc.riske girmek, riskiyle karşı karşıya olmak
- run a storycolloc.bir haberi yayımlamak
- run a temperaturecolloc.ateşi olmak, ateşlenmek
- run afterphr.v.peşinden koşmak, kovalamak
- run an errandcolloc.ayak işi yapmak, küçük bir işi halletmek
- run aroundphr.v.koşturup durmak, oradan oraya koşmak