runaway
A1A2B1B2C1C2
/ˈrʌnəˌweɪ/
/ˈrʌnəˌweɪ/
-
1
kontrolden çıkmış, kaçak
Escaped or having escaped from control or confinement.
-
They tried to stop the runaway car.Kontrolden çıkan arabayı durdurmaya çalıştılar.
-
The runaway horse galloped across the field.Kontrolden çıkmış at, tarlanın bir ucundan öbür ucuna dörtnala koştu.
-
-
2
evden kaçan kimse, firaricountable
A person, especially a young person, who has run away from home.
-
The runaway was caught by the police.Firari polis tarafından yakalandı.
-
The charity helps teenage runaways find a safe place to sleep.Bu yardım kuruluşu, evden kaçan gençlerin güvenli bir yerde uyumasına yardım ediyor.
-
-
3
kontrolsüz, dörtnala giden
Happening or growing very fast, in a way that is hard to control.
-
The country struggled with runaway inflation for several years.Ülke birkaç yıl boyunca dörtnala giden enflasyonla mücadele etti.
-
Her first novel became a runaway success around the world.İlk romanı kısa sürede tüm dünyada büyük bir başarı yakaladı.
-
Synonyms
escapedfugitive
Antonyms
capturedcontrolled