parallel
A1A2B1B2C1C2
/ˈpɛrəˌlɛl/
/ˈpærəˌlɛl/
- 1 paralel
- 2 benzer, eş zamanlı, koşut
Definition (English)
- Of lines or surfaces, always the same distance apart and never meeting.
- Similar or happening at the same time as something else.
Example Sentences
-
The two roads run parallel to each other.İki yol birbirine paralel uzanıyor.
-
Draw two parallel lines on the paper.Kâğıda iki paralel çizgi çiz.
-
There are parallel developments in both countries.Her iki ülkede de paralel gelişmeler var.
-
The two films tell parallel stories about family life.İki film aile hayatı hakkında birbirine benzer hikâyeler anlatıyor.
Synonyms
Antonyms
Collocations
parallel toparallel withparallel linesrun parallelparallel parkingparallel universe
Phrases 8
See all- parallel entryn.paralel giriş
- parallel hybridn.paralel hibrit
- parallel parkv.paralel park etmek
- parallel playn.paralel oyun
- parallel runwayn.paralel pist
- parallel thinkingn.paralel düşünme
- parallelv.(bir şeye) paralellik göstermek, (bir şeyle) paralel seyretmek
- massively parallel processingn.yoğun paralel işleme, kitlesel paralel işleme