open
-
1
açmak
To move something so that it is no longer closed, or to unfold or uncover it.
-
Could you open the window, please?Pencereyi açar mısın, lütfen?
-
She opened the letter with shaking hands.Mektubu titreyen elleriyle açtı.
-
-
2
açılmak
To become open, used about a door, a window or your eyes.
-
The door opened slowly and a cat walked in.Kapı yavaşça açıldı ve içeri bir kedi girdi.
-
Her eyes opened when she heard the alarm.Alarmı duyunca gözleri açıldı.
-
-
3
(dükkân/banka) açılmak, kapılarını açmak
To be ready for customers or visitors at a particular time.
-
The bank opens at nine on weekdays.Banka hafta içi dokuzda açılıyor.
-
What time does the museum open on Sundays?Müze pazar günleri saat kaçta açılıyor?
-
-
4
(işyeri/hesap) açmak, kurmak
To start a new business, office or account.
-
The new shop will open next week.Yeni dükkân haftaya açılacak.
-
I'd like to open a savings account, please.Bir tasarruf hesabı açmak istiyorum, lütfen.
-
-
5
açılışını yapmak, hizmete açmak
To declare a new building or event open in an official ceremony.
-
The mayor opened the new bridge on Monday.Belediye başkanı yeni köprünün açılışını pazartesi yaptı.
-
A famous singer opened the festival with a short speech.Ünlü bir şarkıcı kısa bir konuşmayla festivalin açılışını yaptı.
-
-
6
(toplantıyı) açmak, başlatmak
To start a meeting, a discussion or an event.
-
The chairman opened the meeting at ten o'clock.Başkan toplantıyı saat onda açtı.
-
She opened her talk with a funny story.Konuşmasına komik bir hikâyeyle başladı.
-
-
7
(dosya/program) açmak
To start a computer program or show a file on the screen.
-
I can't open the file you sent me.Bana gönderdiğin dosyayı açamıyorum.
-
Open the app and tap on "Settings".Uygulamayı aç ve "Ayarlar"a dokun.
-
-
8
(trafiğe/kullanıma) açmak, erişime açmak
To make a road, a runway or a market available for people to use.
-
The runway was opened again after the snow was cleared.Kar temizlendikten sonra pist yeniden kullanıma açıldı.
-
The country has opened its market to foreign companies.Ülke pazarını yabancı şirketlere açtı.
-
-
9
vizyona girmek, gösterime girmek
To begin to be shown to the public, used about a film or a play.
-
The film opens in cinemas next Friday.Film önümüzdeki cuma vizyona giriyor.
-
The play opened to excellent reviews.Oyun çok iyi eleştirilerle sahnelenmeye başladı.
-
-
10
(çiçek) açmak
To spread out its petals, used about a flower.
-
These flowers open in the morning and close at night.Bu çiçekler sabah açar, gece kapanır.
-
The roses opened early because of the warm weather.Güller sıcak havalar yüzünden erken açtı.
-
Verb Forms Regular
Add ‑edopen → opened
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /n/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. opened /ˈoʊpənd/
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 60
See all- open 24/7expr.7/24 açık, günde 24 saat açık
- open a bank accountcolloc.banka hesabı açmak
- open admissionadj.açık kabul, ayrım yapmadan kabul eden
- open an accountcolloc.hesap açmak
- open APIn.açık API
- open bankingn.açık bankacılık
- open barn.açık bar, sınırsız içki ikramı
- open biten.açık kapanış
- open book examn.açık kitap sınavı
- open broodn.açık yavru
- open calln.açık çağrı
- open captionsn.açık altyazı, her zaman görünen altyazı
- open card sortn.açık kart sıralama, serbest kart sıralama
- open categoryn.açık kategori