open up
A1A2B1B2C1C2
/ˈoʊpən ʌp/
/ˈəʊpən ʌp/
-
1
açılmak, içini dökmek, duygularını paylaşmak
To talk more freely about your feelings or private life.
-
He finally opened up about his past.Sonunda geçmişi hakkında açıldı.
-
She needs to open up more to her friends.Arkadaşlarına daha çok açılması gerekiyor.
-
-
2
(fırsat/yol) açmak, olanak sağlamak
To make new opportunities, places or markets available.
-
Learning English opened up many job opportunities for her.İngilizce öğrenmek ona birçok iş fırsatı açtı.
-
The new road will open up the area to tourists.Yeni yol bölgeyi turistlere açacak.
-
-
3
(dükkân vb.) açılmak, faaliyete geçmek
(Of a shop or business) to start operating.
-
A new shop opened up on our street last week.Geçen hafta sokağımızda yeni bir dükkân açıldı.
-
Several cafés have opened up near the station.İstasyonun yakınında birkaç kafe açıldı.
-
-
4
kapıyı açmak Informal
To open a door, especially when someone is knocking.
-
Open up! It is me, and it is raining out here.Kapıyı aç! Benim, burada yağmur yağıyor.
-
Nobody opened up when I knocked on the door.Kapıyı çaldığımda kimse açmadı.
-
Synonyms
confidespeak openly
Collocations
open up to someoneopen up about somethingopen up opportunitiesopen up a market
Phrases 60
See all- openv.açmak, açılmak
- openadj.açık, (hizmete) açık
- openn.açık hava, dışarısı
- open 24/7expr.7/24 açık, günde 24 saat açık
- open a bank accountcolloc.banka hesabı açmak
- open admissionadj.açık kabul, ayrım yapmadan kabul eden
- open an accountcolloc.hesap açmak
- open APIn.açık API
- open bankingn.açık bankacılık
- open barn.açık bar, sınırsız içki ikramı
- open biten.açık kapanış
- open book examn.açık kitap sınavı
- open broodn.açık yavru
- open calln.açık çağrı