like
-
1
sevmek, hoşlanmak
To find someone or something pleasant, attractive or enjoyable.
-
I really like this song; can you play it again?Bu şarkıyı çok seviyorum; tekrar çalar mısın?
-
Do you like your new school and your classmates?Yeni okulunu ve sınıf arkadaşlarını sevdin mi?
-
-
2
(-meyi) sevmek, (-mekten) hoşlanmak
To enjoy doing something, or to do it regularly because you think it is good.
-
My father likes to read the paper before breakfast.Babam kahvaltıdan önce gazete okumayı sever.
-
Do you like cooking for your friends at the weekend?Hafta sonları arkadaşlarına yemek yapmayı sever misin?
-
-
3
istemek, arzu etmek
To want something, especially in the polite form would like.
-
I'd like a table for two, please.İki kişilik bir masa istiyorum, lütfen.
-
Would you like something to drink?İçecek bir şey ister misiniz?
-
-
4
(belli bir biçimde) tercih etmek, (… olmasını) istemek
To prefer something to be done in a particular way or to be a particular way.
-
I like my tea strong and without sugar.Çayımı demli ve şekersiz severim.
-
She likes her house to be tidy at all times.Evinin her zaman derli toplu olmasını ister.
-
-
5
(nasıl) bulmak
To have a particular opinion of something, used in questions with how.
-
How do you like your new flat?Yeni daireni nasıl buldun?
-
How did you like the film last night?Dün akşamki filmi nasıl buldun?
-
-
6
beğenmek
To show that you approve of something online by clicking a button.
-
She liked his photo on social media.Sosyal medyada onun fotoğrafını beğendi.
-
Hundreds of people liked my post about the trip.Geziyle ilgili gönderimi yüzlerce kişi beğendi.
-
Verb Forms Regular
Ends in ‑e: add ‑dlike → liked
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Fiil sert (ötümsüz) bir ünsüzle, /k/ sesiyle bittiği için -ed /t/ okunur; yeni hece eklenmez. liked /laɪkt/
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 42
See all- like a bull in a china shopidiomzüccaciye dükkânına girmiş fil gibi, çok sakar
- like a cat on a hot tin roofidiomdiken üstünde olmak, çok gergin olmak
- like a chicken with its head cut offidiombaşı kesik tavuk gibi, panik içinde
- like a duck to wateridiomhemen alışarak, doğuştan biliyormuş gibi
- like a fish out of wateridiomsudan çıkmış balık gibi, yabancılık çekmek
- like a freight trainidiomyük treni gibi, çok hızlı ve güçlü bir şekilde
- like a moth to a flameidiomateşe pervane gibi çekilmek
- like a postcolloc.gönderiyi beğenmek
- like buttonn.beğeni düğmesi, beğen butonu
- like crazyidiomdeli gibi, var gücüyle
- like cures likeexpr.benzer benzeri tedavi eder
- like familyexpr.aile gibi, aileden biri gibi
- like I saidexpr.dediğim gibi
- like pulling teethidiomdiş çekmek gibi (zor), çok zor