like
A1A2B1B2C1C2
/laɪk/
/laɪk/
-
1
beğenicountable
A click on a button online to show that you like something.
-
Her holiday photo got more than a hundred likes.Tatil fotoğrafı yüzden fazla beğeni aldı.
-
Give this post a like if you agree.Katılıyorsanız bu gönderiyi beğenin.
-
-
2
sevdiği şeyler, zevkcountable
The things that a person likes, used in 'likes and dislikes'.
-
Tell me about your likes and dislikes.Bana sevdiğin ve sevmediğin şeylerden bahset.
-
We all have different likes and dislikes about food.Hepimizin yemek konusunda farklı zevkleri var.
-
-
3
benzeri, böylesiuncountable
The things or people similar to the ones already mentioned.
-
We sell pens, paper, folders and the like.Kalem, kâğıt, dosya ve benzerlerini satıyoruz.
-
I've never seen the like of it before.Daha önce böylesini hiç görmedim.
-
Antonyms
Collocations
likes and dislikesget likesthe like buttonand the likethe likes ofthe like of which
Phrases 42
See all- like a bull in a china shopidiomzüccaciye dükkânına girmiş fil gibi, çok sakar
- like a cat on a hot tin roofidiomdiken üstünde olmak, çok gergin olmak
- like a chicken with its head cut offidiombaşı kesik tavuk gibi, panik içinde
- like a duck to wateridiomhemen alışarak, doğuştan biliyormuş gibi
- like a fish out of wateridiomsudan çıkmış balık gibi, yabancılık çekmek
- like a freight trainidiomyük treni gibi, çok hızlı ve güçlü bir şekilde
- like a moth to a flameidiomateşe pervane gibi çekilmek
- like a postcolloc.gönderiyi beğenmek
- like buttonn.beğeni düğmesi, beğen butonu
- like crazyidiomdeli gibi, var gücüyle
- like cures likeexpr.benzer benzeri tedavi eder
- like familyexpr.aile gibi, aileden biri gibi
- like I saidexpr.dediğim gibi
- like pulling teethidiomdiş çekmek gibi (zor), çok zor