like
A1A2B1B2C1C2
/laɪk/
/laɪk/
-
1
falan, aşağı yukarı Informal
Used in informal speech before a number to mean about or approximately.
-
It took like three hours to get there.Oraya varmak üç saat falan sürdü.
-
There were like fifty people at the party.Partide elli kişi falan vardı.
-
-
2
şey, yani Informal
Used in informal speech to fill a pause or to give emphasis.
-
It was, like, the best concert ever.Yani, şimdiye kadarki en iyi konserdi.
-
I was, like, really nervous before the interview.Görüşmeden önce şey, çok gergindim.
-
-
3
(söz aktarırken) … demek, (tepki aktarırken) … der gibi olmak Informal
Used after be to report what someone said or how someone reacted.
-
I told her the news, and she was like, 'No way!'Ona haberi verdim, o da 'Hadi canım!' dedi.
-
When he saw the bill, he was like, 'Are you serious?'Hesabı görünce 'Ciddi misin?' der gibi baktı.
-
Synonyms
Collocations
be likelike, reallylike, totally
Phrases 41
See all- like a bull in a china shopidiomzüccaciye dükkânına girmiş fil gibi, çok sakar
- like a cat on a hot tin roofidiomdiken üstünde olmak, çok gergin olmak
- like a chicken with its head cut offidiombaşı kesik tavuk gibi, panik içinde
- like a duck to wateridiomhemen alışarak, doğuştan biliyormuş gibi
- like a fish out of wateridiomsudan çıkmış balık gibi, yabancılık çekmek
- like a freight trainidiomyük treni gibi, çok hızlı ve güçlü bir şekilde
- like a moth to a flameidiomateşe pervane gibi çekilmek
- like a postcolloc.gönderiyi beğenmek
- like buttonn.beğeni düğmesi, beğen butonu
- like crazyidiomdeli gibi, var gücüyle
- like cures likeexpr.benzer benzeri tedavi eder
- like familyexpr.aile gibi, aileden biri gibi
- like I saidexpr.dediğim gibi
- like pulling teethidiomdiş çekmek gibi (zor), çok zor