like
A1A2B1B2C1C2
/laɪk/
/laɪk/
-
1
gibi
Similar to someone or something, or in the same way as.
-
My little brother swims like a fish.Küçük kardeşim balık gibi yüzer.
-
It feels like summer today, so let's go to the beach.Bugün hava yaz gibi, hadi plaja gidelim.
-
-
2
(-e) benzemek, (kulağa) … gibi gelmek
Used after look, sound, feel and seem to describe how someone or something appears.
-
She looks like her mother, especially when she smiles.Özellikle gülümsediğinde annesine benziyor.
-
That sounds like a really great idea!Kulağa gerçekten harika bir fikir gibi geliyor!
-
-
3
nasıl
Used in questions with what to ask for a description of someone or something.
-
What's the weather like in Antalya in April?Nisanda Antalya'da hava nasıl olur?
-
What's your new boss like? Is she friendly?Yeni patronun nasıl biri? Cana yakın mı?
-
-
4
(örnek verirken) gibi, örneğin
Used to give examples; for example or such as.
-
I love fruit like apples, pears and plums.Elma, armut ve erik gibi meyveleri çok severim.
-
Big cities like Istanbul are very expensive to live in.İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşamak çok pahalı.
-
-
5
(birine) özgü, (birinin) huyu
Typical of a particular person's behaviour or character.
-
It's not like Selin to forget my birthday.Doğum günümü unutmak Selin'in huyu değildir.
-
It's just like him to arrive without calling first.Önceden aramadan gelmek tam ona özgü bir davranış.
-
Phrases 42
See all- like a bull in a china shopidiomzüccaciye dükkânına girmiş fil gibi, çok sakar
- like a cat on a hot tin roofidiomdiken üstünde olmak, çok gergin olmak
- like a chicken with its head cut offidiombaşı kesik tavuk gibi, panik içinde
- like a duck to wateridiomhemen alışarak, doğuştan biliyormuş gibi
- like a fish out of wateridiomsudan çıkmış balık gibi, yabancılık çekmek
- like a freight trainidiomyük treni gibi, çok hızlı ve güçlü bir şekilde
- like a moth to a flameidiomateşe pervane gibi çekilmek
- like a postcolloc.gönderiyi beğenmek
- like buttonn.beğeni düğmesi, beğen butonu
- like crazyidiomdeli gibi, var gücüyle
- like cures likeexpr.benzer benzeri tedavi eder
- like familyexpr.aile gibi, aileden biri gibi
- like I saidexpr.dediğim gibi
- like pulling teethidiomdiş çekmek gibi (zor), çok zor