lay out
A1A2B1B2C1C2
/leɪ aʊt/
/leɪ aʊt/
-
1
sermek, yaymak, dizmek
To spread things out or arrange them so they can be seen or used.
-
She laid out her clothes on the bed the night before the trip.Yolculuktan önceki gece kıyafetlerini yatağın üstüne serdi.
-
The waiter laid out the knives and forks on the table.Garson bıçak ve çatalları masaya dizdi.
-
-
2
ortaya koymak, açıklamak, (ayrıntılı olarak) anlatmak
To explain or present something clearly and in detail.
-
At the meeting, he laid out his plan for the new project.Toplantıda yeni proje için planını ortaya koydu.
-
The report lays out the main reasons for the delay.Rapor gecikmenin başlıca nedenlerini açıkça ortaya koyuyor.
-
-
3
(yerleşimini) planlamak, düzenlemek
To plan how the parts of a garden, building or page are arranged.
-
The park was laid out by a famous designer in 1850.Park 1850'de ünlü bir tasarımcı tarafından düzenlendi.
-
She laid out the magazine pages on her computer.Dergi sayfalarının düzenini bilgisayarında hazırladı.
-
Synonyms
Phrases 7
See all- layv.koymak, yumurtlamak
- lay downphr.v.yere koymak, bırakmak
- lay down the lawidiomkesin bir dille kuralları koymak
- lay offphr.v.işten çıkarmak, rahat bırakmak
- flat layn.üstten çekim, flat lay fotoğraf
- know the lay of the landidiomişlerin nasıl yürüdüğünü bilmek, ortamı tanımak
- point of layn.yumurtlama çağı, yumurtlamaya başlama yaşı