in the past
A1A2B1B2C1C2
/ɪn ðə pæst/
/ɪn ðə pɑːst/
- 1 geçmişte, eskiden
Definition (English)
In a time before the present.
Example Sentences
-
In the past, people traveled more slowly.Geçmişte insanlar daha yavaş seyahat ederdi.
-
That problem is in the past now.O sorun şimdi geçmişte kaldı.
Synonyms
Phrases 15
See all- pastn.geçmiş, mazi
- pastprep.(önünden/yanından) geçerek, (-i) geçince
- pastadj.geçmiş, son
- pastadv.geçerek, (yanından) geçip
- past life regressionn.geçmiş yaşam regresyonu
- past papern.çıkmış sınav kâğıdı, çıkmış sorular
- past participlen.geçmiş zaman ortacı, fiilin üçüncü hâli
- past tensen.geçmiş zaman
- be past itidiomartık yaşlanmış olmak, eski gücünü yitirmiş olmak
- drive pastphr.v.arabayla geçmek, arabayla önünden geçmek
- fly pastphr.v.uçup gitmek, hızla geçmek (zaman, araç)
- half pastprep.buçuk
- quarter pastexpr.çeyrek geçe
- walk pastphr.v.yanından geçmek, önünden geçmek