A better you
with better words.

Find the right word.
Understand it completely.

have

/hæv/ /hæv/
  1. 1
    sahip olmak, (bir şeyi) olmak

    To own or hold something, or to have a relative, friend, time or idea.

    • I have two cats and a dog.
      İki kedim ve bir köpeğim var.
    • Do you have any questions about the lesson?
      Dersle ilgili sorunuz var mı?
  2. 2
    zorunda olmak, (-mesi) gerekmek

    To be obliged or need to do something, in the pattern have to.

    • I have to get up early tomorrow.
      Yarın erken kalkmam gerekiyor.
    • Do we have to wear a uniform?
      Üniforma giymek zorunda mıyız?
  3. 3
    yemek, içmek

    To eat or drink something, or to eat a meal.

    • What time do you usually have lunch?
      Öğle yemeğini genellikle saat kaçta yersin?
    • Let's have a coffee before the meeting.
      Toplantıdan önce bir kahve içelim.
  4. 4
    yaşamak, geçirmek

    To experience something, such as a feeling, an event or a problem.

    • We had a wonderful time at the wedding.
      Düğünde harika vakit geçirdik.
    • I had a strange dream last night.
      Dün gece garip bir rüya gördüm.
  5. 5
    (bir eylem) yapmak, (duş) almak

    Used with a noun to talk about doing an action, such as have a shower or have a look.

    • I'm going to have a shower and go to bed.
      Duş alıp yatacağım.
    • Can I have a look at your photos?
      Fotoğraflarına bir bakabilir miyim?
  6. 6
    (bir özelliği) olmak, içermek

    To have a particular feature, quality or part.

    • The flat has two bedrooms and a balcony.
      Dairenin iki yatak odası ve bir balkonu var.
    • She has long dark hair and green eyes.
      Uzun koyu renk saçları ve yeşil gözleri var.
  7. 7
    (hastalık, ağrı) çekmek, (bir hastalığa) yakalanmış olmak

    To suffer from an illness, injury or pain.

    • I have a terrible headache today.
      Bugün başım çok ağrıyor.
    • She has the flu, so she's staying home.
      Gribi var, o yüzden evde kalıyor.
  8. 8
    yaptırmak, ettirmek

    To arrange for someone to do something for you, or to make someone do something.

    • She had her hair cut yesterday.
      Dün saçını kestirdi.
    • I'll have my assistant call you back.
      Asistanıma sizi geri aratırım.
  9. 9
    almak

    To receive something or be given it.

    • Could I have the bill, please?
      Hesabı alabilir miyim, lütfen?
    • I had an email from my old teacher yesterday.
      Dün eski öğretmenimden bir e-posta aldım.
  10. 10
    (parti) vermek, düzenlemek

    To organize an event such as a party or meeting.

    • We're having a party on Saturday night.
      Cumartesi gecesi parti veriyoruz.
    • The team has a meeting every Monday morning.
      Ekip her pazartesi sabahı toplantı yapar.
  11. 11
    doğurmak, (bebek) dünyaya getirmek

    To give birth to a baby.

    • My sister had a baby girl last week.
      Kız kardeşim geçen hafta bir kız bebek dünyaya getirdi.
    • She's having her second baby in May.
      Mayısta ikinci bebeğini doğuracak.
  12. 12
    (misafir) ağırlamak

    To have someone staying with you or visiting you as a guest.

    • We're having some friends over for dinner tonight.
      Bu akşam yemekte birkaç arkadaşımızı ağırlıyoruz.
    • We have some guests staying with us this week.
      Bu hafta bizde kalan misafirlerimiz var.

Verb Forms Irregular A-B-B · Past ve participle aynı

Base have
/hæv/
Past had
/hæd/
Participle had
/hæd/
How the past is formed

No ‑ed✗haved ✓had

Bu fiil düzensizdir: -ed kuralı uygulanmaz, past ve participle biçimleri ezberlenir.

  • Pasthave → hadSondaki “ve” yerine “d” gelir.
  • Participlehave → hadParticiple, past ile aynıdır.

All irregular verbs →

Phrases 60

See all