own
A1A2B1B2C1C2
/oʊn/
/əʊn/
-
1
kendi, kendine ait
Used after a possessive word to show that something belongs to a particular person or thing and no one else.
-
I'd love to have my own room.Kendi odamın olmasını çok isterdim.
-
My sister has her own flat in the city centre.Kız kardeşimin şehir merkezinde kendine ait bir dairesi var.
-
-
2
kendine özgü, kendine has
Special to a particular person, place or thing and different from others.
-
Every town in the region has its own traditions.Bölgedeki her kasabanın kendine özgü gelenekleri var.
-
This little café has its own special charm.Bu küçük kafenin kendine has bir çekiciliği var.
-
-
3
kendisi, bizzat
Done, made or experienced by a particular person and not by anyone else.
-
She makes all her own clothes.Bütün kıyafetlerini kendisi dikiyor.
-
I saw the accident with my own eyes.Kazayı bizzat kendi gözlerimle gördüm.
-
Synonyms
Antonyms
shared
Collocations
my ownyour ownown roomown businessown decisionown goalvery ownwith your own eyesin your own timein its own right
Phrases 19
See all- own shipn.kendi uçak sembolü, kendi uçağı
- own upphr.v.itiraf etmek, (hatasını) kabul etmek
- ownv.sahip olmak, (bir şeyin) sahibi olmak
- ownpron.kendine ait olan, kendisininki
- a man after your own heartidiomtam gönlüne göre biri, aynı kafada biri
- bring your ownexpr.kendin getir, herkes kendi getirsin
- come into one's ownidiomkendini göstermek, potansiyeline ulaşmak
- grow your ownexpr.kendi sebzesini yetiştirme, kendin yetiştir
- put your own spin on somethingidiombir şeyi kendi işine gelecek şekilde yorumlamak, bir şeye kendi yorumunu katmak
- resume own navigationexpr.kendi seyrüseferinize dönün, kendi navigasyonunuza dönün
- resume own navigationexpr.kendi seyrüseferinize devam edin, kendi navigasyonunuza devam edin
- score an own goalidiomkendi kalesine gol atmak
- set up your own businesscolloc.kendi işini kurmak
- stand on your own two feetidiomkendi ayaklarının üstünde durmak, bağımsız olmak