personal
A1A2B1B2C1C2
/ˈpɜrsɪnəl/
/ˈpɜːsənəl/
-
1
kişisel, şahsi
Belonging to or connected with one particular person, not with other people.
-
Please take all your personal belongings with you.Lütfen tüm kişisel eşyalarınızı yanınıza alın.
-
He shared his personal opinion on the matter.Konuyla ilgili kişisel görüşünü paylaştı.
-
-
2
özel, mahrem
Connected with someone's private life, feelings or relationships, not with work.
-
I don't want to talk about my personal life.Özel hayatım hakkında konuşmak istemiyorum.
-
Sorry, I can't answer such a personal question.Üzgünüm, böyle mahrem bir soruya cevap veremem.
-
-
3
bizzat yapılan, birebir
Done by a particular person himself or herself, not by someone else.
-
The manager made a personal visit to apologise.Müdür özür dilemek için bizzat ziyarete geldi.
-
Each student gets personal attention from the trainers.Her öğrenci eğitmenlerden birebir ilgi görür.
-
-
4
şahsa yönelik, kırıcı
Criticising someone's character or appearance in an unkind way.
-
Let's discuss the plan without making personal remarks.Planı şahsa yönelik yorumlar yapmadan tartışalım.
-
The argument started to get personal and unpleasant.Tartışma kişisel ve tatsız bir hâl almaya başladı.
-
-
5
bireysel, kişiye özel
Made for, or employed by, one person rather than a group.
-
Our bank offers personal loans with low interest.Bankamız düşük faizli bireysel krediler sunuyor.
-
She hired a personal trainer to help her get fit.Forma girmek için kendisine özel bir antrenör tuttu.
-
-
6
şahıs (zamiri), kişi (bildiren) Grammar
In grammar, showing whether a word refers to the speaker, the listener or someone else.
-
'I', 'you' and 'she' are personal pronouns.'I', 'you' ve 'she' şahıs zamirleridir.
-
In English, personal pronouns have subject and object forms.İngilizcede şahıs zamirlerinin özne ve nesne biçimleri vardır.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
personal informationpersonal detailspersonal opinionpersonal lifepersonal belongingspersonal experiencepersonal spacepersonal hygienea personal trainera personal computerpersonal pronounit's nothing personal
Phrases 15
See all- personal bestn.kişisel rekor, en iyi kişisel performans
- personal brandn.kişisel marka, kişisel imaj
- personal datan.kişisel veri
- personal developmentcolloc.kişisel gelişim, kendini geliştirme
- personal financen.kişisel finans
- personal guaranteen.kişisel kefalet, şahsi kefalet
- personal informationn.kişisel bilgi
- personal injuryn.bedensel zarar, yaralanma
- personal loann.ihtiyaç kredisi, bireysel kredi
- personal locator beaconn.kişisel acil durum vericisi, kişisel konum belirleyici
- personal propertyn.taşınır mal, menkul mal
- personal protective equipmentn.kişisel koruyucu donanım, kişisel koruyucu ekipman
- personal statementn.niyet mektubu, motivasyon mektubu
- personal trainern.kişisel antrenör