freeze
A1A2B1B2C1C2
/friz/
/friːz/
General
- 1 don countable
Definition (English)
A period of very cold weather when the temperature is below freezing point.
Example Sentences
-
The sudden freeze damaged the crops.Ani don mahsullere zarar verdi.
-
We had a hard freeze last night.Dün gece şiddetli bir don yaşadık.
GeneralEconomics
- 1 (fiyat/ücret) dondurma, durdurma kararı countable
Definition (English)
An official decision to stop prices, wages, hiring or spending from rising.
Example Sentences
-
The company announced a hiring freeze until next year.Şirket gelecek yıla kadar işe alımların dondurulduğunu duyurdu.
-
Workers were unhappy about the two-year pay freeze.Çalışanlar maaşların iki yıl dondurulmasından memnun değildi.
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 21
See all- freeze cardcolloc.kartı bloke etmek, kartı kullanıma kapatmak
- freeze driedadj.dondurularak kurutulmuş, liyofilize
- freeze dryingn.dondurarak kurutma
- freeze outphr.v.dışlamak, görmezden gelmek
- freeze overphr.v.buz tutmak, buzla kaplanmak
- freeze panesexpr.bölmeleri dondur
- freeze pointn.donma noktası
- freeze responsen.donma tepkisi
- freeze upphr.v.donakalmak, kilitlenip kalmak
- freeze your butt offidiomçok üşümek, donacak gibi olmak
- freezev.donmak, dondurmak
- brain freezen.beyin donması, kafanın durması
- credit freezen.kredi dondurma, kredi kilidi
- deep freezen.derin dondurucu, çok soğuk hava dönemi