flash
A1A2B1B2C1C2
/flæʃ/
/flæʃ/
- 1 çakmak, parlamak
Definition (English)
To shine brightly and suddenly, or to make something shine in this way.
Example Sentences
-
Lightning flashed across the sky during the storm.Fırtına sırasında gökyüzünde şimşek çaktı.
-
The camera flashed as she took the photo.Fotoğrafı çekerken kamera flaş patlattı.
Verb Forms Regular
Base
flash
/flæʃ/
Past
flashed
/flæʃt/
Participle
flashed
/flæʃt/
Spelling rule
Add ‑edflash → flashed
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sert (ötümsüz) bir ünsüzle, /ʃ/ sesiyle bittiği için -ed /t/ okunur; yeni hece eklenmez. flashed /flæʃt/
Synonyms
Collocations
Phrases 11
See all- flash a smilecolloc.gülücük atmak, (birine) gülümseyivermek
- flash driven.flash bellek
- flash floodn.ani sel, kısa süreli sel
- flash freezev.şoklamak, şok dondurmak
- flash memoryn.flaş bellek
- flash pointn.parlama noktası, alevlenme noktası
- flash salen.flaş indirim, kısa süreli indirim
- flash steamn.flaş buhar
- flashn.flaş, ışık parlaması
- hot flashn.sıcak basması
- in a flashexpr.bir anda, göz açıp kapayana kadar