blink
A1A2B1B2C1C2
/blɪŋk/
/blɪŋk/
- 1 gözlerini kırpıştırmak, göz kırpmak
- 2 yanıp sönmek
Definition (English)
- To close and open your eyes very quickly.
- For a light, to flash on and off.
Example Sentences
-
He blinked in surprise.Şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.
-
She blinked a few times to clear her eyes.Gözlerini temizlemek için birkaç kez kırpıştırdı.
-
The light is blinking.Işık yanıp sönüyor.
-
A red light was blinking on the dashboard.Gösterge panelinde kırmızı bir ışık yanıp sönüyordu.
Verb Forms Regular
Base
blink
/blɪŋk/
Past
blinked
/blɪŋkt/
Participle
blinked
/blɪŋkt/
Spelling rule
Add ‑edblink → blinked
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sert (ötümsüz) bir ünsüzle, /k/ sesiyle bittiği için -ed /t/ okunur; yeni hece eklenmez. blinked /blɪŋkt/