light
A1A2B1B2C1C2
/laɪt/
/laɪt/
-
1
ışık, aydınlıkuncountable
The energy from the sun, a fire or a lamp that makes it possible to see things.
-
There isn't enough light in here to read.Burada okumak için yeterli ışık yok.
-
Plants need light and water to grow.Bitkilerin büyümek için ışığa ve suya ihtiyacı vardır.
-
-
2
lamba, (elektrik) ışığıcountable
A lamp or another thing that gives out light, especially an electric one.
-
Can you turn on the light, please?Işığı açar mısın lütfen?
-
Don't forget to switch off the lights when you leave.Çıkarken ışıkları kapatmayı unutma.
-
-
3
trafik ışığı, trafik lambasıcountable
A set of red, yellow and green lights that controls the traffic on a road.
-
Turn left at the next set of lights.Bir sonraki trafik ışıklarından sola dönün.
-
The lights changed to green and we drove on.Işık yeşile döndü ve yolumuza devam ettik.
-
-
4
far, (araç/uçak) lambasıcountable
A lamp on a vehicle, a ship or an aircraft, such as a headlight or a landing light.
-
Turn your lights on; it's getting dark.Farlarını yak, hava kararıyor.
-
The pilot switched on the landing lights on final approach.Pilot son yaklaşmada iniş farlarını açtı.
-
-
5
ateş (sigara için)countable
A flame from a match or a lighter, used for lighting a cigarette.
-
Excuse me, have you got a light?Pardon, ateşiniz var mı?
-
He asked me for a light, but I don't smoke.Benden ateş istedi ama ben sigara içmiyorum.
-
-
6
açı, (… -in) ışığındacountable
The way in which someone or something is seen or understood.
-
After our talk, I saw the problem in a different light.Konuşmamızdan sonra soruna farklı bir açıdan baktım.
-
In the light of new evidence, the case was reopened.Yeni kanıtlar ışığında dava yeniden açıldı.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
natural lightbright lightturn on the lightswitch off the lighttraffic lightslanding lightsrunway lightsa warning lightin the light ofcome to lightfirst lightlight at the end of the tunnel
Phrases 60
See all- light brown sugarn.açık esmer şeker, açık kahverengi şeker
- light bulbn.ampul
- light chopn.hafif sarsıntı, hafif türbülans
- light exposuren.ışığa maruz kalma, ışık maruziyeti
- light fieldn.ışık alanı
- light field displayn.ışık alanı ekranı
- light gunn.ışık tabancası
- light icingn.hafif buzlanma
- light industryn.hafif sanayi
- light jetn.hafif jet
- light moden.açık mod, aydınlık mod
- light molassesn.açık renkli melas
- light offn.ateşleme, yanmanın başlaması
- light pollutionn.ışık kirliliği