carry
A1A2B1B2C1C2
/ˈkæri/
/ˈkæri/
- 1 taşımak, götürmek
Definition (English)
To hold something and move it from one place to another.
Example Sentences
-
She can carry heavy bags easily.Ağır çantaları kolayca taşıyabilir.
-
Can you help me carry these books?Bu kitapları taşımama yardım edebilir misin?
Verb Forms Regular
Base
carry
/ˈkæri/
Past
carried
/ˈkærid/
Participle
carried
/ˈkærid/
Spelling rule
Consonant + y: y → ‑iedcarry → carried
Fiil sessiz harf + y ile bittiği için y düşer, yerine -ied gelir. (Sesli harf + y ile bitenlerde y kalır: play → played.)
Same rule: study → studied · try → tried · cry → cried
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sesli bir sesle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. carried /ˈkærid/
Synonyms
Antonyms
Collocations
carry a bagcarry a childcarry heavy loadscarry out a plancarry on workingcarry the box
Phrases 14
See all- carry awayphr.v.kendini kaptırmak, aşırıya kaçmak
- carry onphr.v.devam etmek, sürdürmek
- carry onn.el bagajı, kabin bagajı
- carry on regardlesscolloc.her şeye rağmen devam etmek
- carry outphr.v.gerçekleştirmek, yürütmek
- carry out a spot checkcolloc.rastgele denetim yapmak, ani denetim yapmak
- carry out researchcolloc.araştırma yapmak, araştırma yürütmek
- carry overphr.v.devretmek, (sonraki döneme) aktarmak
- carry the scars of somethingidiombir şeyin izlerini taşımak
- carry throughphr.v.sonuna kadar götürmek, başarıyla tamamlamak
- carry traden.carry trade, getiri farkı ticareti
- carry-onn.el bagajı, kabin bagajı
- farmer's carryn.çiftçi yürüyüşü
- hand carryn.elden teslimat, uçakla acil parça gönderimi