around
A1A2B1B2C1C2
/ərˈaʊnd/
/əˈraʊnd/
-
1
yaklaşık, aşağı yukarı, civarında
A little more or less than a particular number, time or amount; approximately.
-
That jacket costs around fifty euros.O ceket yaklaşık elli avro.
-
Let's meet at around seven o'clock.Saat yedi civarında buluşalım.
-
-
2
çevrede, her yanda
On every side of a person or place.
-
We could hear birds singing all around.Her yanda şakıyan kuşların sesini duyabiliyorduk.
-
A crowd gathered around to watch the street musician.Sokak müzisyenini izlemek için çevrede bir kalabalık toplandı.
-
-
3
(kendi) etrafında, döne döne
Moving in a circle.
-
The wheels went around faster and faster.Tekerlekler gittikçe daha hızlı dönüyordu.
-
The children were spinning around in the garden.Çocuklar bahçede kendi etraflarında dönüyordu.
-
-
4
arkaya, geriye
So that you face the opposite direction.
-
She turned around and smiled at me.Arkasını dönüp bana gülümsedi.
-
We missed the exit and had to turn around.Çıkışı kaçırdık ve geriye dönmek zorunda kaldık.
-
-
5
oraya buraya, ortalıkta, dolaşarak
In or to many different places, often without a clear plan.
-
We spent the afternoon just walking around.Öğleden sonrayı sadece dolaşarak geçirdik.
-
Don't leave your toys lying around.Oyuncaklarını ortalıkta bırakma.
-
-
6
buralarda, etrafta, ortalarda
Present in a place, or near and available.
-
Is Ahmet around? I need to talk to him.Ahmet buralarda mı? Onunla konuşmam lazım.
-
There was nobody around when the accident happened.Kaza olduğunda etrafta kimse yoktu.
-
-
7
var, mevcut
Existing or being used.
-
That song has been around for over fifty years.O şarkı elli yılı aşkın süredir var.
-
Mobile phones weren't around when my parents were young.Annemle babam gençken cep telefonları mevcut değildi.
-
Synonyms
Collocations
around ten o'clockall aroundturn aroundlook aroundwalk aroundlie aroundbe aroundthe other way aroundget aroundcome aroundshow someone around
Phrases 40
See all- around the clockexpr.gece gündüz, durmaksızın
- around the clockadj.24 saat süren, kesintisiz
- around the cornerexpr.köşeyi dönünce, birkaç adım ötede
- around the worldexpr.dünyanın dört bir yanında, dünya çapında
- aroundprep.(-in) etrafında, (-in) çevresinde
- all-aroundadj.çok yönlü, her yönlü
- beat around the bushidiomlafı dolandırmak, lafı evirip çevirmek
- bring aroundphr.v.(birini) ikna etmek, ayıltmak
- come aroundphr.v.uğramak, fikrini değiştirmek
- drive aroundphr.v.arabayla dolaşmak, arabayla tur atmak
- fool aroundphr.v.oyalanmak, aylaklık etmek
- get aroundphr.v.dolaşmak, etrafta hareket etmek
- get around tophr.v.sonunda yapmaya fırsat bulmak, (bir işe) vakit ayırabilmek
- go aroundphr.v.dolaşmak, yayılmak