along
A1A2B1B2C1C2
/əˈlɔŋ/
/əˈlɒŋ/
-
1
ileri, ilerleyerek
Forward, or moving on from one place to another.
-
The police officer told the crowd to move along.Polis memuru kalabalığa ilerlemelerini söyledi.
-
We were driving along happily when the engine stopped.Keyifle yolda ilerliyorduk ki motor durdu.
-
-
2
beraber, yanında
With you or with someone else when you go somewhere.
-
Why don't you come along with us?Neden sen de bizimle gelmiyorsun?
-
Bring your sister along to the party if you like.İstersen kız kardeşini de yanında partiye getir.
-
-
3
ile birlikte, (-in) yanı sıra
Used in 'along with' to mean together with or in addition to.
-
The book arrived along with a short letter.Kitap kısa bir mektupla birlikte geldi.
-
Along with her job, she also looks after her parents.İşinin yanı sıra anne babasına da bakıyor.
-
-
4
başından beri, baştan beri
Used in 'all along' to mean all the time, from the beginning.
-
I knew all along that he was lying.Yalan söylediğini başından beri biliyordum.
-
The keys were in my pocket all along!Anahtarlar baştan beri cebimdeymiş!
-
Synonyms
Collocations
come alonggo alongbring someone alongmove alongalong withall alongget along (with)go along withsing alongplay along
Phrases 13
See all- alongprep.boyunca, (-in) kenarı boyunca
- all alongexpr.başından beri, ta baştan beri
- bring alongphr.v.yanına almak, beraberinde getirmek
- come alongphr.v.birlikte gelmek, eşlik etmek
- crawl alongphr.v.kaplumbağa hızıyla ilerlemek
- drag-alongn.zorunlu satış hakkı, sürükleme hakkı
- get alongphr.v.iyi geçinmek, anlaşmak
- go alongphr.v.ilerlemek, devam etmek
- go along withphr.v.(fikre/plana) uymak, kabul etmek
- ride alongn.gözlem amaçlı eşlik, birlikte yolculuk
- something along those linesexpr.ona benzer bir şey
- tag-alongn.birlikte satış hakkı, satışa katılma hakkı
- walk alongphr.v.boyunca yürümek