alarm
A1A2B1B2C1C2
/əˈlɑrm/
/əˈlɑːm/
- 1 telaşlandırmak, endişelendirmek, korkutmak
Definition (English)
To make someone suddenly frightened or anxious.
Example Sentences
-
The loud noise alarmed the baby.Yüksek ses bebeği korkuttu.
-
I don't want to alarm you, but your car door is open.Seni telaşlandırmak istemem ama arabanın kapısı açık.
Verb Forms Regular
Base
alarm
/əˈlɑrm/
Past
alarmed
/əˈlɑrmd/
Participle
alarmed
/əˈlɑrmd/
Spelling rule
Add ‑edalarm → alarmed
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /m/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. alarmed /əˈlɑrmd/
Synonyms
Antonyms
Collocations
be alarmed by somethingbe alarmed at somethingnot want to alarm someone
Phrases 11
See all- alarm clockn.çalar saat
- alarm leveln.alarm seviyesi, alarm eşiği
- alarmn.alarm, endişe
- evacuation alarmn.tahliye alarmı
- false alarmn.yanlış alarm, asılsız alarm
- raise the alarmidiomalarm vermek, tehlikeyi haber vermek
- set off alarm bellsidiomşüphe uyandırmak, alarm zillerini çaldırmak
- set the alarmcolloc.alarm kurmak
- silent alarmn.sessiz alarm
- smart alarmn.akıllı alarm
- smoke alarmn.duman alarmı, duman dedektörü