anxiety
A1A2B1B2C1C2
/æŋˈzaɪəti/
/æŋˈzaɪəti/
GeneralPsychology
- 1 endişe, kaygı
- 2 sabırsızlık, heves, istek
Definition (English)
- A feeling of worry, nervousness, or unease about something uncertain.
- A strong desire or eagerness to do something.
Example Sentences
-
He felt a lot of anxiety before his exam.Sınavından önce çok endişeliydi.
-
There's growing anxiety about climate change.İklim değişikliği konusunda artan bir kaygı var.
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 9
See all- anxiety attackn.anksiyete krizi, kaygı atağı
- anxiety disordern.anksiyete bozukluğu, kaygı bozukluğu
- anti-anxietyadj.anksiyete giderici, kaygı giderici
- math anxietyn.matematik kaygısı
- postpartum anxietyn.doğum sonrası anksiyete, lohusalık anksiyetesi
- range anxietyn.menzil kaygısı, şarj endişesi
- separation anxietyn.ayrılık kaygısı, ayrılma kaygısı
- social anxietyn.sosyal anksiyete, sosyal kaygı
- speech anxietyn.konuşma kaygısı, topluluk önünde konuşma korkusu