train
A1A2B1B2C1C2
/treɪn/
/treɪn/
- 1 eğitmek
- 2 antrenman yapmak
Definition (English)
- To teach a person or animal a particular skill or type of behaviour.
- To prepare for a sport or job by exercising and learning.
Example Sentences
-
The dog is trained to follow commands.Köpek, komutlara uyması için eğitilmiştir.
-
She is training to be a doctor.Doktor olmak için eğitim alıyor.
Verb Forms Regular
Base
train
/treɪn/
Past
trained
/treɪnd/
Participle
trained
/treɪnd/
Spelling rule
Add ‑edtrain → trained
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /n/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. trained /treɪnd/
Synonyms
Antonyms
Collocations
train hardtrain someonetrain fortrain to dotrain welltrain animals
Phrases 18
See all- train journeyn.tren yolculuğu, trenle seyahat
- train traveln.tren seyahati
- trainn.tren, kafile
- bullet trainn.hızlı tren
- catch a traincolloc.trene yetişmek, trene binmek
- commuter trainn.banliyö treni
- direct trainn.aktarmasız tren, direkt tren
- freight trainn.yük treni, marşandiz
- ghost trainn.korku tüneli, korku treni
- high speed trainn.hızlı tren
- high-speed trainn.hızlı tren, yüksek hızlı tren
- hype trainn.heyecan dalgası, abartılı beklenti
- like a freight trainidiomyük treni gibi, çok hızlı ve güçlü bir şekilde
- meal trainn.yemek yardımı zinciri, yemek dayanışması