through
A1A2B1B2C1C2
/θru/
/θruː/
-
1
(bir yerin) içinden, (bir yerden) geçerek
From one side or end of something to the other.
-
We drove through the long tunnel under the mountain.Dağın altındaki uzun tünelden geçtik.
-
The river flows through the middle of the city.Nehir şehrin ortasından akar.
-
-
2
boyunca
From the beginning to the end of a period of time.
-
The baby slept through the night without waking.Bebek gece boyunca hiç uyanmadan uyudu.
-
It rained all through the summer.Bütün yaz boyunca yağmur yağdı.
-
-
3
aracılığıyla, yoluyla, sayesinde
By means of something, or because of it.
-
She learned English through books and films.İngilizceyi kitaplar ve filmler aracılığıyla öğrendi.
-
I found my flat through a friend.Evimi bir arkadaşım sayesinde buldum.
-
-
4
arasından
Among or between the parts of something, or past things in the way.
-
Sunlight came through the leaves of the trees.Güneş ışığı ağaçların yaprakları arasından süzülüyordu.
-
She pushed her way through the crowd.Kalabalığın arasından yol açarak ilerledi.
-
-
5
(-e) kadar (son gün dahil)
Until and including, used in American English.
-
The shop is open Monday through Friday.Mağaza pazartesiden cumaya kadar açık.
-
The festival runs from June through August.Festival hazirandan ağustosa kadar sürüyor.
-
Synonyms
Collocations
go throughget throughwalk throughlook throughthrough the windowall throughhalfway throughthrough the nightMonday through Friday
Phrases 43
See all- through the back dooridiomarka kapıdan, kuralları dolanarak
- through thick and thinidiomiyi günde kötü günde, her koşulda
- throughadv.öbür tarafa, geçerek
- throughadj.işini bitirmiş, (ilişkisi) bitmiş
- break throughphr.v.yarıp geçmek, (engeli) aşmak
- break through the ceilingidiomcam tavanı kırmak, cam tavanı aşmak
- bring throughphr.v.(hastalığı vb.) atlatmasına yardım etmek, atlatmasını sağlamak
- burn throughphr.v.(parayı, kaynağı) hızla tüketmek, hızla harcamak
- carry throughphr.v.sonuna kadar götürmek, başarıyla tamamlamak
- click-through raten.tıklama oranı
- come throughphr.v.yarı yolda bırakmamak, beklenileni yapmak
- drive throughphr.v.arabayla içinden geçmek, arabaya servis
- fall throughphr.v.suya düşmek, gerçekleşmemek
- follow throughphr.v.(bir işin) gereğini yapmak, sonuna kadar götürmek